30 Eylül 2007 Pazar

windows ana tema


windowsun ana temasını hiç böyle hayal ettiniz

mi artık edersiniz kikik:D

26 Eylül 2007 Çarşamba

AL GİTSİN MAAŞINI

Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler
Hazine soyulurken aldırmıyor öküzler
Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler.
Beyhude inat etme, salla hemen başını
erdan kır, belini bük, al gitsin maaşını
Bir yolsuzluk görünce köpürme, isyan etme
Bir hak için kendine, dikbaşlıdır dedirtme
Doğru yolu dostuna göster ama, sen gitme.
Ne derlerse huuu... diye salla hemen başını
Dilini tut, uslu dur, al gitsin maaşını.
Bu güvercin eder mi atmacalarla yarış
Öğrenmeden dünyayı gezdim de karış karış
Vazgeç hak sevdasından sen de kervana karış,
Ne derlerse huuu diye, salla hemen başını
Gerdan kır, belini bük, al gitsin maaşını
Unutma bu ocağın adı asiyaptır
Sen de bir dolap çevir, apartmanlar yaptır.
Hakikat nene gerek o memnu bir kitaptır.
Sana lazım olan şey, sallayarak başını
El öpüp, etek öpüp almaktır maaşını.


aşkın garipliği

HERKES AŞK AŞK DER DURUR PEKİ NEDİR BU AŞK GERÇEKTEN CEVABINI BİLEN BİRİ VAR MI ORALARDA..VARSA VARIM BEN DESİN VE BANA AÇIKLASIN
AŞK SEVİPTE KAVUŞAMAMAK MI,BİR BİRİNİ DELİ GİBİ SEVMEK Mİ,İLK GÖRÜŞTE İŞTE O DEMEK Mİ,ALDATILMAK MI,DAHA BİR ÇOK ŞEY VAR BÖYLE YAZILACAK YA HEPSİ Mİ GİBİLERİNDEN NEYSE NE DİYORDUM ANLAMINI BİLEN BİRİ VARSA AÇIKLASIN BANA...(celly)

Çİn

IRAK





RUSYA
bu resimleri gören erkeklerin ne düşüneceğini tahmin etmek hiç te zor değil :D

25 Eylül 2007 Salı

aşk..

Nette tanışan iki genç arkadaş olurlar. zaman içinde sıkı bir dostluğa dönüşen beraberliklerini zedelememek için hiçbir zaman birbirlerini görmemeğe, fiziki özelliklerinden bahsetmemeye karar verirler.ısimlerin, şekillerin olmadığı sadece ruhların derinliklerinden gelen en samimi duyguların dile getirildiği zaman ve mekan unsurlarından soyutlanmış bir birliktelik içinde sürer dostlukları.ve bir gün bakarlar ki birbirlerini tamamlayan iki varlık olmuşlar. yazışmadıkları gün hatta saat olmamaya başlamışlar. adeta nefes alış gibi doğal bir bütünleşme, isim takamadıkları bir aşk gelişmiş içlerinde. tüm beşeri sıfatlardan sıyrılmış, bambaşka bir halmiş bu.aradan geçen zaman zarfında, artık kesinlikle birbirlerinden asla kopamayacaklarına inandıkları gün; tanışmaya ve evlenmeye karar vermişler.ve ikisinin de çok iyi bildikleri bir kentin çok iyi tanıdıkları bir sahilinde buluşmak üzere anlaşmışlar.hanımın elinde kırmızı güller ve dudaklarında sevgi dolu bir gülümseme olacakmış. erkek ise hiçbir alamet taşımayacakmış.nihayet beklenen gün gelmiş. genç erkek sözleştikleri yere yaklaştıkça kalbi duracak gibi oluyormuş. ışler biraz değişmeye başlamış kalbinde. ya çok çirkin bir kadınsa sevdiceği, ya kör, topal ya da………… ise. biraz hata yaptığını düşünür gibi olmuş ama çabuk savmış bu kendine ve aşkına yakışmayan düşünceleri zihninden.karşıda elinde bir gül tutan ve sağa ,sola bakınan hanımı görmüş. ıçi hop etmiş fakat dudaklarında beliren düş kırıklığını biraz olsun giderebilmek için bir, iki derin nefes almış ve son derece kararlı adımlarla hanımın yanına yaklaşmış.annesi yaşında hatta daha da yaşlı, saçları pamuk gibi bembeyaz, yüzü yaşadığı yılların derin izleri ile buruşmuş fakat dudaklarında güzel bir o kadar da şaşkın bir tebessümle kendine doğru yaklaşan genç erkeğe bakıyormuş. gözleri bin bir soru ile kıpırdıyor, yorgun gözkapakları arada bir feri kaçmış gözbebeklerini uzaklara yönlendiriyor ama yaşlı kadın gözlerini genç erkeğin bakışlarına kilitlemeye çalışıyormuş.zihninde çeşit, çeşit zıt fikirlerin koşuştuğu genç adam bir, iki yutkundu ve gücünün son raddesindeki bir hıçkırıkla,"merhaba aşkım. nasılsın." dedi.kadere teslim olmuştu. söz vermişti. biliyordu her şey olabilirdi. bir an gözlerini kapadı ve yazışmalarını hatırlamaya çalıştı. onca duygu dolu kelimeler, sevda yüklü vaatler, parlak gelecekler nasıl olmuştu da bu yaşı geçmiş hatunun kaleminden dökülebilmişti. bir türlü inanamıyordu fakat gerçek gün gibi ortadaydı.yaşlı kadının elinde tuttuğu kırmızı güller aldı ve tarif edilemeyen bir duyguyla onları öptü. sonra elini uzattı ve,"hadi kalkmana yardım edeyim aşkım. buradan uzaklaşalım. " dedi.olanları anlamsız gözlerle seyreden yaşlı kadın dudaklarını araladı ve,"ey oğul, ben yıllardır bu kelimeyi unutmuş anan belki ninen yaşta bir kadınım. neler oluyor anlayamadım ama o gülleri elimden niye aldın. onları bana şu ilerde oturan genç kız verdi. birini bekliyormuş, burada buluşacaklarmış. gelirse benim tarafımdan bu gülleri ona verir misin demişti. ben de o genci bekliyordum. yoksa o sen misin?"genç adam bir an soluksuz kaldı, boğazında düğümlenen hıçkırık ve karmakarışık duygularla yaşlı kadının işaret ettiği yöne baktı. bir çift sevgi ve minnettarlıkla parlayan yeşil göz kendisine gülümsüyordu. telaşla yaşlı kadının ellerini öptü ve gülleri ona tekrar vererek işaret edilen tarafa koşmaya başladı. genç kız da ayağa kalkmış onu bekliyordu."seni izledim. şayet gülleri almayıp geri dönseydin sessizce buradan uzaklaşacaktım. seni doğru tanımışım aşkım..


tavuk suyuna çorbadaki hikayenin benzeri...

bendesin


30 derece sıcaklıkta üşüyen bir insanım artık yazı yazamıyorum, elim kalem tutmuyor karanlıkta bile gören gözlerim artık ışıkta bile seçemiyor.ağlamaktan yoruldu gözyaşlarım nefessiz kalmak daha da beter süklüm püklüm dolaşan bedenimi bir araya toplamak yada toplamaya çalışmak zaman denilen her anı dahada zor ..kahrediş senfonilerinde çılgınca ağlamak bile unutturmuyor bana bakışını..benim için söledigin aşk hitaplarını..sadece sen ara beni diye tembihledim bütün arkadaşlarıma beni aramamalarını nedenini araştırıp beni üzmek istememelerinden olsa gerek daha çok üzüldüm olanlara..neden ben diye sormalarım gittikçe arttı tanrıya her yakarışımın cevabı yağdırdığı bir tutam yağmurla son buldu..hayalerimi almaya bu kadar yakınken sen benim umutlarıma sarılmam daha çok acıttı..şimdi boş bir odada seni yazarken sözlerim çalan şarkıyı bile duymuyorum..her zamanki gibi yine sana odaklandım hayatımın anlamısın biliorsun..çektiğim her fotoğrafta yanımda ruhunu görüyorum bendesin biliyorum çünkü bendesin bendesin diyorumm

anonim

başhekim

HAYALET gibi binaydı. Yıllardır boş.Devletin ama... Sahipsiz.Camları kırık.Muslukları çalınmış.Tinerciler mesken tutmuş.Dediler ki ona..."Şurayı adam et, hastane yap."Kim o?İzmir’in en sevilen ortopedi uzmanı, 26 yıllık hekim, Serdar Pedükcoşkun.*Gitti binaya... Para yok.Kolları sıvadı Başhekim...Sabahlara kadar çalıştı, hayırseverleri kapı kapı dolaştı, poliklinik, eczane, laboratuvar, yemekhane, ısıtma-soğutma sistemi kurdu. Kendisine ait cihazları, ameliyathaneye hibe etti. Çarşafları bile bağışla topladı. Çiçek gibi yaptı. Açtı.Eski adıyla SSK, şimdiki adıyla Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesi...*İdealist bir ekip kurdu."Doktorunu seç" uygulamasını İzmir’de ilk başlatan hastane oldu. "Bebek dostu" unvanını aldı. Hasta memnuniyeti, temizlik, disiplin, güleryüz gibi kriterleri en üst seviyede yerine getirdi; İzmir’in "ISO 9001 Kalite Belgesi" alan ilk devlet hastanesi oldu. Atatürk köşesi yaptırdı.Yine hayırseverlere yalvara yakara, özel hastaneler ayarında, hatta çoğundan iyi, banyolu televizyonlu, 35 oda açtırdı.Fakir babası.Şahidi çok... Durumu olmayan hastaların zorunlu giderlerini cebinden ödedi.Üç hükümet gördü.Avanta ihale vermedi.Makam arabası olmadı.İstemedi.Nesli tükenenlerden!Son hedefi de, "uluslararası akreditasyon belgesi"ydi... Bu belgeyi alan, Türkiye’nin ilk devlet hastanesi olacaktı.*Tüm bunların karşılığında ne oldu biliyor musunuz? Cezasız kalmadı... Görevden alındı!Niye?Gerekçe merekçe yok.Hazırlop koltuk...Armut piş, ağzıma düş.Kendi adamlarını oturtuverdiler.*"Sağlıkta reform yapıyoruz" diyorlar ya... İşte budur.*Başarı, liyakat, özveri...Hepsi palavra.Bakıyor..."Ondan değilse" güle güle. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7345826.asp?yazarid=249

irlanda da bir ilan

arabanın resmine bakın bakalım :D


>Irlanda'da çıkan bir ilan : > >


1995 model metalik mavi VW Golf,

Sadece 200 km 'de. > >

Sadece birinci vites ve geri vites kullanilmistir.

Orjinal lastikler, > >

Orjinal fren,

Orjinal Yag ve halen ilk alinan benzin depoda.

> >Ilk elden ve is degisimi dolayisiyla satis. > >

Kaskosu da var. > >


Muracaat : > >Fenerci Paul Verderren >

24 Eylül 2007 Pazartesi

bitanem'e


BİTANEM'E

Bugün yağmursuz uyandım rüyalarımdan

penceremi açtığım anda,

umut yüklendi odama

tüm yıldızlar görünür oldu sanki

sanki hepsi yarışıyordu benim için

uykusuz gecelerimin ortağı yağmurlar,

artık yağmıyordu duygularıma

senle yatıyor,senle uyanıyordum

artık kuşlar geliyor pencereme

ve seni paylaşıyorum onlarla

dil döküyorum saatlerce

gözlerini anlatıyorum

o sıcacık kalbini

çiçeklerim susuz büyüyor sayende

güneşin yetiyor bir doğmaklık

bazende gülüşün

sen tadılacak en güzel tadım

koparılacak en temiz sayfam

çıkılacak en yüksek noktamsın

sen hayatımın anlamı,kışımın baharısın....

sen..

SELİN A. (16.04.2000)
(pazartesi )

02:15



bazen diyorum ki keşke bu şiiri yazdığım kişi keşke haketseydi,haketmedi ama saolsun bana şiir yazmayı öğretti verdiği acıyla,aslında kim olduysam onun sayesinde oldum,güçlendim,akıllandım,aldanmadım,güvenmedim kimseye ondan sonra bir çok insanı kırdım hala kırıyorum.ama sana teşekkür ederim sen olmasan bu kadar güçlü ve sadık olmazdım..

yağmur




Yağmur



Bir sabah uyandığımda,

yağmur giriyordu penceremden odama.

Islandı duygularım, hayalin üşüdü içimde.

Şemsiyesini unutmuş umutlarım;

sırılsıklam oldu bir anda.

Yine sen geldin aklıma,

yağmur;

sağanak yağdı.

Sarıldığım yorganımdan hayaller, yavaşca yere dağıldı.

oysa nasıl düşlerimiz vardı,

yağmur;

her elele tutuşumuzda yağacaktı.

Bugün sensiz uyandı gözlerim,

yağmur penceremden odama girmekte.

ve ellerim yanağımdan inen damlaları silmekte.


(Ankara 2000)

Evren Dalgıç

değişik resimler

bu kür neye yarıo çok merak ettim...
tecavüzcünün eşgali bi yerden tanıdık spiker abi :D

yazık ama hayvana sen taşı o yükü sıkıysa....!


güzel kazıklandığımızın bir kanıtı daha....



kuçu kuçu ne istiyosun hayvandan....




bu nedir ya güzel kazıklanıyoruz...............





super team






waw tree love :D








sweety

















man i cant say anything....











no command










kardon köpek kikiki:P

?

onlarda insan herkesin zevkler ve renkler farklı lütfen yadırgamayın kiki

bu yol nereye gider..


hehehe
ilginç...


bu havludan bende istiyorum kikiki





waw jhonny neden adidasta nike değil :D




ee be kızım biraz daha tutamadın mı...


HAYAT


ŞEREFLE BİTİRİLMESİ GEREKEN AĞIR GÖREV HAYATTIR.
BU NEDENLE HİÇBİR GÜN

ŞEREFİNİ AYAKLAR ALTINA ALMAYA

BİR ANLIK MEVKİ İÇİN AYAKLARI ÖPMEYE

MENFAAT İÇİN KİŞİLİĞİNDEN ÖDÜN VERMEYE DEĞMEZ

HAYAT DEDİĞİN 3 GÜNDÜR

DÜN

BUGÜN

YARIN

Dün BİTTİ

BUGÜNÜ YAŞIYORUZ

PEKİ YARIN GELECEK Mİ

O ZAMAN BUGÜNÜN KIYMETİNİ BİL...(S.a )

güzel bir hikaye



Bir güzel hikaye> >>>>Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş > >>>>ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş. Ona nasıl > >>>>yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş. Bu durumu konuşmak için aile > >>>>doktorunu aramış; doktor adamın karısının ne kadar duyduğunu > >>>>anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.> >>>>"Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir konuşma > >>>>tonuyla bir şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi > >>>>tekrarla, sonra 20 adım; cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla."> >>>>O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi > >>>>uygulamaya koymuş. 40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma > >>>>tonuyla seslenmiş "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Cevap yok.> >>>>Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu > >>>>tekrarlamış "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Gene cevap yok.> >>>>Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş "Hayatım > >>>>bu akşam yemekte ne var?" Hala cevap yok.> >>>>Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve soruyu > >>>>tekrarlamış "Hayatım bu akşam yemekte ne var?" Gene cevap alamamış.> >>>>Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş >"Hayatım >>>>bu akşam yemekte ne var?"> >>>>"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk"> >>>>> >>>>




Hikayenin ana fikri:> >>>>Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki >kişilerde >>>>olmayabilir. Problemlerin sebebini biraz da kendimizde >aramalıyız>

23 Eylül 2007 Pazar


Karmaşık sokaklarda tarifsiz mekanlarda,zamanlarını kaybetmiş dakikalarda ararken seni
çok yakınımda olduğunu fark edememişim .Bir nefes kadar yakınımdaymışsın hep, bir otobüs mesafesi kadar zaman varmış aramızda.
Ben metroda okuluma giderken cama yaslanıp cama çıkardığım buhar kadar yakınımdaymışsın da ben görememişim seni.
Fark edememişim affet.
Koni kafalı çocukların o çok beğendikleri “counter”ı oynarken hissettikleri heyecan kadar yanımdaymışsın.Karanlık sokaklarda yağmuru seyrederken seni dinliyormuşum ama haberim yokmuş.Ne talihsizlik!
Seni keşfedememek ,seni daha önce kurtaramamak düşüncelerini saran kalabalık yalnızlığından.
Şimdi sen söyle sen niye fark edemedin beni,seni ararken gözlerimin yaydığı ışığı nasıl oldu da fark edemedin .Ama geç değil sevgili. hiç bir şey için geç değil.
Mutlu olabilirsin; yılların,zamanın öcünü alabilirsin..
Değişik sürüncemeler içinde fokurdayan düşüncelerini rahat bırak sevgili,ayrılığı düşünmeyi bırak !
Bundan sonra ben varım,benden başka bir şey düşünmesin gözlerin.Kulakların sesini duymasın başka tenlerin.Sokaklar boşken senin için söylediğim şarkıları duy sevgili hiç biri umutsuz değil, hiç biri ayrılık kokmuyor yada korkmuyor.
Düşüncelerim senin olsun, kalbimi sana veriyorum. Ürkek bedenimin yaydığı heyecan da sadece senin için!Eğer titriyorsam kollarında bil ki seni özlediğimden.
Seni hissettiğimden, seni görmediğim anların acısını çıkarttığımdan .
Şimdi sen söyle sevgili, sen hisset beni.
Sence yalan mı bakıyor gözlerim yalan mı konuşuyor sözlerim?.
Hayır asla değil, asla yalan değil.
Bu çok farklı,sen yokken seni düşünmediğim bir anım bile yok! “Acaba şimdi ne yapıyor” bakışlarım gittikçe arttı.Bakışlarım konuşuyor anlamalısın,anlayacaksın.
seni neden tariflere sığdıramadığımı anlayacaksın.
Çünkü bu senin hakkın. Ama n’olur çok geç olmasın sevgili. Ben ölmeden yada başkasına dönmeden.
doğada kaybolmaya yüz tutmuş duyguların varlığından,büyüklerin o hiç vazgeçmedikleri adaletsizliklerinden ve insanların kötülüklerinden hiç korkmadan tüm hissettiklerim.
ve tüm benliğimle sendeyim.
Sevgili, arkasına bakmadan giden sevgili,inan seni hep seveceğim...

arkadaşlar siz siz olun sakın faturaları yatırmayı unutmayın yoksa böyle bir durumla baş başa kalıp kalp krizi geçirebilirsiniz...:D

işte erkeklerin kız tavlamak için düştüğü kötü durumlardan biri eee hep kızlarlamı ilgili kötü şeyler yazacağım yada koyacağım... :D

22 Eylül 2007 Cumartesi

Poland: The Sobczynscy family of Konstancin-JeziornaFood expenditure for one week: 582.48 Zlotys or $151.27

Mexico: The Casales family of CuernavacaFood expenditure for one week: 1,862.78 Mexican Pesos or $189.09

Japan: The Ukita family of Kodaira CityFood expenditure for one week: 37,699 Yen or $317.25


Italy: The Manzo family of SicilyFood expenditure for one week: 214.36 Euros or $260.11


Germany: The Melander family of BargteheideFood expenditure for one week: 375.39 Euros or $500.07
Egypt: The Ahmed family of CairoFood expenditure for one week: 387.85 Egyptian Pounds or $68.53

Ecuador: The Ayme family of TingoFood expenditure for one week: $31.55


Bhutan: The Namgay family of Shingkhey VillageFood expenditure for one week: 224.93 ngultrum or $5.03




United States: The Revis family of North Carolina Food expenditure for one week: $341.98


Chad: The Aboubakar family of Breidjing Camp Food expenditure for one week: 685 CFA Francs or $1.23


içim gitti herşey için çok sükür demeden geçemeyeceğim




21 Eylül 2007 Cuma










































































































ama törenden çok kırmızı halıda bayanların kıyafet yarışı ilgi çekiciydi...